AK Parti’den ABD Büyükelçisi’nin Gazze Sözlerine Sert Tepki: ‘İnsanlık Dışı Bir Skandal’

Diplomatik Krize Neden Olan Sözler: Sivil Kayıp Tartışması Alevlendi

Ortadoğu’da tansiyon bir an olsun düşmezken, diplomatik arenada yapılan bir açıklama Ankara ile Washington hattında yeni bir gerilimin fitilini ateşledi. ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew’in, Gazze’deki sivil kayıpların sayısına ilişkin yaptığı yorumlar, uluslararası kamuoyunda ve özellikle Türkiye’de büyük bir infiale yol açtı. Lew, Hamas yönetimindeki Gazze Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan on binlerce sivil can kaybı rakamının ‘abartılı’ olduğunu ve gerçek sivil-asker ölüm oranının uluslararası basına yansıyandan daha düşük olabileceğini öne sürdü. Bu iddia, aylardır devam eden ve büyük bir insani trajediye dönüşen çatışmanın en hassas noktasını, yani masum insanların hayatını hedef alması nedeniyle sert bir şekilde eleştirildi.

Büyükelçi Lew’in bu sözleri, sadece bir sayısal veri tartışması olarak görülmedi. Pek çok gözlemci tarafından, Gazze’de yaşanan ve aralarında binlerce çocuk ile kadının bulunduğu sivil ölümlerin boyutunu önemsizleştirme ve İsrail’in operasyonlarına uluslararası alanda meşruiyet kazandırma çabası olarak yorumlandı. Özellikle uluslararası yardım kuruluşları ve Birleşmiş Milletler’e bağlı ajansların dahi bölgedeki insani felaketin boyutuna dikkat çektiği bir dönemde gelen bu açıklama, sahadaki gerçeklikle diplomatik söylem arasındaki makasın ne denli açıldığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Ankara’dan Gecikmeyen Yanıt: Ömer Çelik’ten ‘İnsanlık Dışı Skandal’ Nitelemesi

ABD Büyükelçisi’nin tartışma yaratan sözlerine Türkiye’den en üst düzeyde ve en sert tepki AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten geldi. Düzenlediği basın toplantısında konuya değinen Çelik, Lew’in açıklamalarını ‘kabul edilemez’, ‘insanlık dışı’ ve ‘tam bir skandal’ olarak nitelendirdi. Çelik, bu tür bir ifadenin, on binlerce masum insanın hayatını kaybettiği bir katliamı aklama ve normalleştirme girişimi olduğunu vurguladı.

Ömer Çelik, yaptığı değerlendirmede, “Bu, vicdanların kabul edemeyeceği, ahlaki olarak iflas etmiş bir yaklaşımdır. Orada ölenler rakamlardan ibaret değil; her biri bir can, bir aile, bir hikaye. Binlerce çocuk katledilmişken, bir diplomatın çıkıp bu rakamların abartılı olduğunu söylemesi, işlenen savaş suçuna ortak olmaktır,” ifadelerini kullandı. Çelik, bu açıklamanın sadece diplomatik bir gaf olmadığını, aynı zamanda sistematik bir şekilde yürütülen bir dezenformasyon kampanyasının parçası olduğunu belirtti. Türkiye’nin, Gazze’de yaşananların bir ‘soykırım’ olduğunu en başından beri dile getirdiğini hatırlatan Sözcü, bu tür açıklamaların, failleri cesaretlendirmekten ve adaletin tecelli etmesini engellemekten başka bir işe yaramayacağını sözlerine ekledi.

Rakamların Ötesinde: Gazze’deki İnsani Krizin Vahameti

Diplomatik polemiklerin merkezinde yer alan ‘sayılar’, aslında Gazze’de yaşanan insanlık dramının sadece küçük bir parçasını oluşturuyor. Bölgeden gelen raporlar, hastanelerin, okulların, sivil yerleşim yerlerinin ve altyapının sistematik olarak hedef alındığını gösteriyor. Hayatta kalanlar ise açlık, susuzluk ve salgın hastalık tehlikesiyle burun buruna yaşıyor. Uluslararası yardım kuruluşları, bölgeye insani yardım ulaştırmakta büyük zorluklar çekerken, temel yaşam malzemelerine erişim neredeyse imkansız hale gelmiş durumda.

Bu vahim tablo karşısında, sivil kayıpların ‘sayısını’ tartışmaya açmak, trajedinin insani boyutunu göz ardı etmek olarak eleştiriliyor. Tartışmanın odağı, hangi rakamın doğru olduğundan ziyade, uluslararası hukukun açıkça ihlal edilerek sivillerin hedef alınması ve bir halkın topyekûn cezalandırılması olmalıdır. Büyükelçi Lew’in sözleri, bu temel gerçekten uzaklaşarak, siyasi bir pozisyonu meşrulaştırma amacı taşıdığı gerekçesiyle, sadece siyasi aktörler değil, aynı zamanda insan hakları savunucuları tarafından da kınandı.

Diplomatik İlişkiler ve Bölgesel Dengeler Üzerindeki Etkisi

Yaşanan bu son gerilim, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde Gazze konusunda yaşanan derin görüş ayrılığını bir kez daha su yüzüne çıkardı. Türkiye, çatışmaların başından bu yana acil ve kalıcı bir ateşkesin sağlanması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve savaş suçlarından sorumlu olanların uluslararası mahkemelerde yargılanması gerektiğini savunuyor. Buna karşın, ABD’nin İsrail’e verdiği koşulsuz destek ve bu tür diplomatik açıklamalar, bölgede adil ve kalıcı bir barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.

Ömer Çelik’in sert tepkisi, Türkiye’nin bu konudaki kırmızı çizgilerini ve ahlaki duruşunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu olayın, iki ülke arasındaki diplomatik temasları nasıl etkileyeceği ve bölgedeki güç dengelerine ne gibi yansımaları olacağı ise önümüzdeki günlerde netleşecek. Ancak kesin olan bir şey var ki, Gazze’de akan kan durmadıkça ve masumların hayatı siyasi çıkarlar uğruna pazarlık konusu yapıldıkça, bu tür diplomatik krizlerin yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir