İran’da Ders Zilinin Yerini Sloganlar Aldı
İran’ın dört bir yanındaki üniversite kampüsleri, son günlerde alışılmışın dışında bir hareketliliğe sahne oluyor. Amfilerde derslerin, kütüphanelerde sessizliğin hakim olması gereken bu bilim yuvaları, ülkenin geleceği olarak görülen gençlerin öfke ve değişim taleplerini haykırdığı birer direniş merkezine dönüşmüş durumda. Ülke genelinde yayılan toplumsal huzursuzluk dalgası, bu kez en dinamik ve sorgulayıcı kesim olan öğrencileri harekete geçirdi. Tahran’dan İsfahan’a, Şiraz’dan Tebriz’e kadar birçok önemli üniversitede öğrenciler, dersleri boykot ederek meydanları dolduruyor ve yıllardır biriken sorunlara dikkat çekiyor.
Bu protesto dalgası, kendiliğinden gelişen anlık bir tepkiden çok daha fazlasını ifade ediyor. Öğrencilerin eylemleri, ülkedeki daha geniş çaplı özgürlük ve adalet arayışının bir yansıması olarak öne çıkıyor. Özellikle kadın hakları, bireysel özgürlükler, ekonomik sıkıntılar ve siyasi baskılar gibi temel konular, gençlerin sloganlarında ve pankartlarında somutlaşıyor. Genç neslin, kendilerine dayatıldığını düşündükleri sosyal ve siyasi çerçeveyi kabul etmediğini ve daha modern, özgür bir gelecek talep ettiğini açıkça ortaya koyan bu eylemler, İran’ın toplumsal fay hatlarındaki gerilimi gözler önüne seriyor.
Protestoların Anatomisi: Talepler, Yöntemler ve Semboller
İranlı öğrencilerin başlattığı protestoların temelinde, çok katmanlı ve derin talepler yatıyor. Bu talepler, basit bir reform isteğinin ötesinde, sistemik bir değişim arzusunu barındırıyor. Eylemlerin merkezinde yer alan sloganlar, gençlerin önceliklerini net bir şekilde ortaya koyuyor:
- “Kadın, Yaşam, Özgürlük”: Protestoların ana sloganı haline gelen bu ifade, sadece kadın haklarını değil, aynı zamanda tüm bireyler için onurlu bir yaşam ve temel özgürlükleri talep eden kapsayıcı bir çığlık niteliğinde.
- Siyasi ve Sosyal Reform: Öğrenciler, düşünce ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıların sona ermesini, sosyal hayata yönelik katı kuralların gevşetilmesini ve daha katılımcı bir siyasi yapı talep ediyor.
- Ekonomik Adalet: Ülkedeki yüksek enflasyon, işsizlik ve ekonomik fırsat eşitsizliği de gençlerin öfkesini besleyen önemli faktörler arasında. Gelecek kaygısı, protestoların en güçlü motivasyonlarından birini oluşturuyor.
Öğrenciler, taleplerini duyurmak için çeşitli yöntemlere başvuruyor. Ders boykotları, oturma eylemleri, kampüs içinde düzenlenen yürüyüşler ve hep bir ağızdan atılan sloganlar, en yaygın protesto biçimleri. Aynı zamanda, yönetimin internet üzerindeki kısıtlamalarına rağmen sosyal medya platformları, görüntülerin ve mesajların yayılması, eylemlerin organize edilmesi için kritik bir rol oynuyor. Bu dijital aktivizm, protestoların sadece üniversite sınırları içinde kalmasını engelleyerek ulusal ve uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmeyi başarıyor.
Yönetimin Tepkisi ve Güvenlik Önlemleri
Öğrenci eylemlerinin ülke geneline yayılması, İran yönetimini de teyakkuza geçirdi. Yetkililerin protestolara yanıtı, genellikle diyalog kurmaktan ziyade baskı ve kontrol mekanizmalarını devreye sokmak şeklinde oluyor. Üniversite kampüslerinin çevresinde ve içinde güvenlik güçlerinin varlığı artırılırken, eylemlere katılan öğrencilere yönelik sert müdahaleler gözlemleniyor. Gözaltılar, öğrencilerin okuldan uzaklaştırılması ve ailelerine yönelik baskılar, protesto ateşini söndürmek için kullanılan başlıca yöntemler arasında yer alıyor.
Yönetim, olayları sık sık “dış güçlerin bir komplosu” olarak nitelendirerek protestoların meşruiyetini zayıflatmaya çalışıyor. Ancak bu söylem, temel hak ve özgürlükler talep eden ve ülkenin kendi iç dinamiklerinden beslenen Z kuşağı üzerinde beklenen etkiyi yaratmıyor. Aksine, baskıcı tutumlar, öğrenciler arasındaki dayanışmayı artırarak direnişin daha da güçlenmesine neden olabiliyor. Üniversite yönetimleri ile öğrenciler arasında yaşanan gerilim, eğitim ve öğretim faaliyetlerini durma noktasına getirmiş durumda.
Üniversitelerin Tarihsel Rolü ve Geleceğe Dair Sinyaller
İran’da üniversiteler, tarih boyunca siyasi ve toplumsal değişim hareketlerinin beşiği olmuştur. 1979 Devrimi öncesinde ve sonrasında yaşanan birçok önemli olayda öğrenciler, öncü bir rol oynamıştır. Bugün tanık olduğumuz protestolar da bu tarihsel misyonun bir devamı olarak okunabilir. Üniversiteler, farklı düşüncelerin çarpıştığı, eleştirel aklın geliştiği ve toplumsal vicdanın ses bulduğu alanlar olma özelliğini koruyor.
Bu yeni protesto dalgasının önceki hareketlerden en önemli farkı ise katılımcıların profili. İnternet ve küresel kültürle iç içe büyüyen yeni nesil, önceki kuşaklardan daha farklı beklentilere ve daha cesur taleplere sahip. Onlar için kişisel özgürlükler ve bireysel haklar, ertelenemez ve pazarlık edilemez değerler olarak görülüyor. Dolayısıyla, bu protestolar bastırılsa bile, gençlerin zihninde yaktığı değişim ateşinin uzun vadede İran’ın geleceğini şekillendirmesi kaçınılmaz görünüyor. Kampüslerde atılan her slogan, aslında ülkenin geleceğine dair önemli bir sinyal veriyor: Gençlik, sessiz kalmayı reddediyor ve kendi geleceğini inşa etmekte kararlı olduğunu tüm dünyaya ilan ediyor.
