Kuzey Kore’de Değişmeyen Zirve: Kim Jong Un Yeniden Genel Sekreter Seçildi

Kuzey Kore’de Liderlik Koltuğu Güçlendi: Kim Jong Un, İşçi Partisi’nin Yeni Genel Sekreteri

Uluslararası politikanın en kapalı ve merak edilen ülkelerinden biri olan Kuzey Kore’de, siyasi arenanın zirvesindeki isim değişmedi ancak unvanı daha da güçlendi. Ülkenin en önemli siyasi karar organı olan Kore İşçi Partisi’nin 8. Kongresi’nde Kim Jong Un, partinin en yüksek makamı olan Genel Sekreterliğe seçildi. Bu gelişme, Kim’in ülkedeki mutlak otoritesini pekiştiren sembolik ve pratik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Beklenen bir sonuç olmasına rağmen, bu unvan değişikliği ve kongrede alınan diğer kararlar, Pyongyang’ın önümüzdeki yıllardaki iç ve dış politikasının seyrine dair önemli ipuçları barındırıyor.

Genel Sekreterlik Unvanının Sembolik Anlamı

Kim Jong Un’un daha önce babası Kim Jong Il ve dedesi Kim Il Sung tarafından kullanılan “Genel Sekreter” unvanını alması, basit bir atamadan çok daha derin bir anlam taşıyor. Bu unvan, Kore İşçi Partisi hiyerarşisinin en tepesini temsil ediyor ve ülkenin kurucu liderleriyle olan bağını perçinliyor. Kim Jong Il’in ölümünden sonra bu makam “ebedi genel sekreter” olarak ona ithaf edilmişti. Kim Jong Un’un bu unvanı yeniden canlandırarak kendisine alması, liderlik kültünü güçlendirme ve meşruiyetini atalarının mirası üzerinden sağlamlaştırma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Bu hamleyle Kim Jong Un, kendisini sadece mevcut lider olarak değil, aynı zamanda Kim hanedanının siyasi ve ideolojik mirasının tek ve meşru varisi olarak konumlandırıyor. Bu durum, parti ve devlet üzerindeki kontrolünün sorgulanamaz olduğunun altını çizen güçlü bir iç mesaj niteliğindedir.

Ekonomik Başarısızlığın İtirafı ve Yeni ‘Kendi Kendine Yeterlilik’ Planı

Kongrenin en dikkat çekici anlarından biri, Kim Jong Un’un önceki beş yıllık ekonomik kalkınma planının hedeflerine ulaşmada “büyük ölçüde başarısız” olduğunu açıkça kabul etmesiydi. Kuzey Kore gibi kapalı bir rejimde liderin bu denli açık bir özeleştiri yapması oldukça nadir bir durumdur. Bu itiraf, ülkenin içinde bulunduğu derin ekonomik sıkıntıların bir yansıması olarak yorumlanıyor. Uluslararası yaptırımlar, koronavirüs pandemisi nedeniyle sınırların kapatılması ve geçtiğimiz yıl yaşanan doğal afetler, Kuzey Kore ekonomisini durma noktasına getirdi.

Bu zorlu tablonun ardından Kim Jong Un, yeni bir beş yıllık ekonomik plan açıkladı. Planın ana eksenini, ülkenin temel ideolojisi olan “Juche” (kendi kendine yeterlilik) felsefesinin daha da güçlendirilmesi oluşturuyor. Yeni plan, dışa bağımlılığı en aza indirmeyi, yerli kaynakları maksimum düzeyde kullanmayı ve özellikle metal ve kimya endüstrileri gibi kilit sektörleri canlandırmayı hedefliyor. Ancak analistler, ağır yaptırımlar ve küresel izolasyon devam ettiği sürece bu hedeflere ulaşmanın son derece zor olacağını belirtiyor.

Dış Politikada Sert Duruş: ABD ‘En Büyük Düşman’ Olarak Tanımlandı

8. Parti Kongresi, Kuzey Kore’nin dış dünyaya, özellikle de Amerika Birleşik Devletleri’ne yönelik mesajlarının netleştiği bir platform oldu. Kim Jong Un, yaptığı konuşmada ABD’yi ülkesinin “en büyük düşmanı” olarak nitelendirdi ve Washington’da kimin iktidarda olduğundan bağımsız olarak, ABD’nin Kuzey Kore’ye yönelik düşmanca politikasının asla değişmeyeceğini savundu. Bu söylem, eski ABD Başkanı Donald Trump ile yürütülen ancak sonuçsuz kalan nükleer müzakerelerin ardından Pyongyang’ın diplomasiye olan inancının azaldığını ve daha çatışmacı bir pozisyon aldığını gösteriyor.

Bu sert söyleme paralel olarak Kim Jong Un, ülkesinin askeri ve nükleer kapasitesini artırmaya devam edeceğini de vurguladı. Nükleer güçle çalışan bir denizaltının geliştirme çalışmalarının tamamlandığını, daha gelişmiş nükleer silahlar ve birden fazla savaş başlığı taşıyabilen füzeler üzerinde çalışıldığını açıkladı. Bu açıklamalar, Kuzey Kore’nin uluslararası baskılara boyun eğmeyeceğini ve ulusal güvenliğinin temel garantisi olarak gördüğü nükleer programından vazgeçmeyeceğini dünyaya bir kez daha ilan etmesi anlamına geliyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde Kore Yarımadası’ndaki gerilimin yeniden tırmanabileceğine dair endişeleri artırıyor.

Kongrenin Ardından Beklentiler ve Bölgesel Dengeler

Sonuç olarak, Kore İşçi Partisi 8. Kongresi, Kim Jong Un’un liderliğini tahkim ettiği, ekonomik zorlukları kabul ettiği ancak çözüm olarak daha fazla içe kapanmayı ve kendi kendine yeterliliği işaret ettiği bir etkinlik oldu. Dış politikada ise diyalog kapısını tamamen kapatmasa da önceliği askeri gücün artırılmasına vererek sert bir mesaj verdi. Bu kongre, Kuzey Kore’nin önümüzdeki yıllarda izleyeceği rotanın temel çerçevesini çizmiştir: İçeride kemer sıkma ve ideolojik bağlılığı artırma, dışarıda ise nükleer caydırıcılığa dayanarak ayakta kalma stratejisi. Bu stratejinin uluslararası toplum, özellikle de Güney Kore ve ABD tarafından nasıl karşılanacağı, bölgenin gelecekteki istikrarı için belirleyici olacaktır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir