Giriş: Siyaset Sahnesinin Yeni Adı, Tanıdık Mirası
Türkiye siyaseti, sık sık değişen dinamikleri ve yeni aktörleriyle her zaman hareketli bir yapıya sahip olmuştur. Son dönemde bu hareketliliğin merkezinde yer alan isimlerden biri de Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi, ya da bilinen kısa adıyla DEM Parti. Özellikle yerel seçimler sürecinde adını sıkça duyduğumuz bu parti, aslında köklü bir siyasi geleneğin son halkası olarak karşımıza çıkıyor. Peki, DEM Parti’yi sadece yeni bir tabela olarak mı görmeliyiz, yoksa temsil ettiği ideoloji, taşıdığı miras ve siyasi hedefleriyle Türkiye politikasında kalıcı bir iz bırakmaya aday bir güç mü? Bu makalede, DEM Parti’nin kimliğini, ideolojik çerçevesini, seçmen tabanını ve Türk siyasetindeki karmaşık rolünü objektif bir mercekle ele alacağız.
Kökler ve Süreklilik: HDP’den DEM Parti’ye Siyasi Yolculuk
DEM Parti’yi anlamak için öncelikle onun siyasi soyağacını incelemek gerekir. Parti, hukuki olarak yeni bir oluşum olsa da, siyasi olarak Halkların Demokratik Partisi (HDP) geleneğinin bir devamı niteliğindedir. Türkiye’de Kürt siyasi hareketini temsil eden partiler, 1990’lardan bu yana sık sık kapatma davalarıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu durum, hareketin siyasi varlığını sürdürebilmek için periyodik olarak yeni partiler kurmasını bir strateji haline getirmiştir. HDP hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan kapatma davası, bu geleneğin bir kez daha işlemesine zemin hazırlamıştır. HDP’nin potansiyel bir kapatma kararına karşı siyasi faaliyetlerini ve meclis grubunu aktardığı DEM Parti, bu anlamda bir ‘yedek parti’ olarak kurulmuş ve zamanla hareketin ana partisi konumuna yükselmiştir. Bu geçiş, partinin kadrolarının, politikalarının ve seçmen tabanının büyük ölçüde HDP ile örtüşmesini beraberinde getirmiştir.
İdeolojik Çerçeve: Eşitlik, Demokrasi ve Özerklik Vurgusu
DEM Parti’nin ideolojik yapısı, birkaç temel sacayağı üzerine kuruludur. Bu yapının merkezinde, partinin selefleri gibi, Türkiye’deki en temel sorunlardan biri olarak gördüğü Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümü yer alır. Parti programlarında bu çözümün anahtarı olarak ‘demokratik özerklik’ ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi kavramları öne çıkarılır. Bu model, merkezi yönetimin yetkilerinin önemli bir kısmının yerel halk meclislerine devredilmesini öngörür.
Partinin ideolojisi sadece etnik haklarla sınırlı değildir. Aynı zamanda şu ilkeler de parti kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır:
- Kadın Özgürlüğü ve Eşitliği: Siyasi temsilde fermuar sistemi ve ‘eş başkanlık’ modeli, partinin kadın haklarına verdiği önemin en somut göstergeleridir. Bu model, parti yönetiminin her kademesinde bir kadın ve bir erkeğin eşit yetkilerle görev yapmasını sağlar.
- Ekolojik Duyarlılık: Yeşil Sol Parti ile olan ittifak ve birleşme süreci, partinin ekoloji ve çevre politikalarına verdiği önemi pekiştirmiştir. Doğa talanına karşı mücadele ve sürdürülebilir yaşam politikaları, parti söyleminde sıkça yer bulur.
- Çoğulculuk ve Azınlık Hakları: DEM Parti, sadece Kürtlerin değil, Türkiye’de yaşayan tüm halkların, inanç gruplarının ve cinsel yönelimlerin haklarını savunan bir ‘çatı partisi’ olma iddiasındadır. Bu kapsamda Alevilerin, Ermenilerin, Süryanilerin ve diğer azınlık gruplarının taleplerini de gündemine taşır.
Seçmen Tabanı ve Siyasetteki Konumu
DEM Parti’nin seçmen tabanı, coğrafi ve demografik olarak belirgin özellikler taşır. Partinin en güçlü olduğu bölgeler, beklendiği gibi Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleridir. Diyarbakır, Van, Mardin, Hakkari gibi illerde birinci parti konumundadır. Ancak partinin etkisi bu bölgelerle sınırlı değildir. İstanbul, İzmir, Adana, Mersin gibi metropollerde yaşayan Kürt nüfus ile birlikte, bu şehirlerdeki sol, sosyalist ve liberal seçmenlerden de önemli ölçüde oy almaktadır. Bu durum, partiyi sadece bölgesel bir aktör olmaktan çıkarıp ülke siyasetinde, özellikle de büyükşehirlerdeki seçim sonuçlarını doğrudan etkileyebilen ‘kilit parti’ veya ‘kral yapıcı’ (kingmaker) konumuna getirmiştir. Bu rol, partiyi hem diğer partiler için stratejik bir ortak hem de siyasi tartışmaların odak noktası yapmaktadır.
Tartışmaların Odağındaki Parti
DEM Parti ve siyasi geleneği, kurulduğu günden bu yana Türk siyasetinin en tartışmalı aktörlerinden biri olmuştur. Partiye yönelik en temel eleştiri ve suçlama, siyasi rakipleri ve devlet kurumları tarafından PKK terör örgütü ile arasında organik bir bağ olduğu iddiasıdır. Bu iddialar, parti yöneticileri ve milletvekilleri hakkında sık sık adli soruşturmalar açılmasına ve dokunulmazlıkların kaldırılmasına yol açmaktadır. Parti ise bu suçlamaları reddederek, şiddetin her türlüsüne karşı olduğunu ve sorunların çözümünün tek yolunun demokratik siyaset ve diyalog olduğunu savunmaktadır. Bu temel ayrım, DEM Parti’nin siyasi arenada meşruiyetinin sürekli sorgulanmasına ve diğer partilerle ittifak kurma süreçlerinde ciddi zorluklar yaşamasına neden olmaktadır. Bu durum, partiyi bir yandan seçmen nezdinde bir mağduriyet söylemi üzerinden güçlendirirken, diğer yandan siyasi izolasyon riskini de beraberinde getirmektedir.
Sonuç: Türkiye Siyasetinin Vazgeçilmez Denklemi
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi, köklü bir siyasi mirası devralan, belirli bir seçmen kitlesini konsolide etmiş ve ideolojik çerçevesi net olan bir siyasi aktördür. Kürt sorununun çözümünden kadın haklarına, ekolojiden yerel demokrasiye kadar geniş bir yelpazede politikalar üreten parti, Türkiye siyasetinde göz ardı edilemeyecek bir güçtür. Ancak üzerindeki hukuki baskı ve terörle ilişkilendirilme tartışmaları, partinin gelecekteki seyrini belirleyecek en önemli faktörler olarak durmaktadır. DEM Parti’nin bu ikilem içinde nasıl bir yol izleyeceği, sadece kendi geleceğini değil, aynı zamanda Türkiye’nin demokrasi ve toplumsal barış serüvenini de yakından etkileyecektir.
