Uluslararası Arenada Değişen Güç Haritası
Küresel ve bölgesel güç dengelerinin hızla yeniden şekillendiği bir dönemde, Türkiye’nin artan stratejik otonomisi ve askeri kapasitesi, uluslararası ilişkiler uzmanlarının merceği altında. Özellikle Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’da takip ettiği proaktif ve bağımsız dış politika, bölgedeki geleneksel aktörler tarafından dikkatle izleniyor. Son dönemde yapılan analizler, Ankara’nın bu yükselen profilinin, özellikle İsrail’in başkenti Tel Aviv’deki strateji uzmanları arasında ciddi bir endişe kaynağı olarak değerlendirildiğini ortaya koyuyor. Bu endişelerin temelinde, Türkiye’nin artık sadece diplomatik bir aktör değil, aynı zamanda oyun değiştirici askeri teknolojilere sahip bir güç olması yatıyor.
Savunma Sanayiindeki Atılım: SİHA Etkisi ve Stratejik Otonomi
Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak yükselişinin en somut göstergelerinden biri, yerli ve milli savunma sanayiinde kaydettiği ilerlemedir. Özellikle insansız hava araçları (İHA) ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) teknolojisindeki başarısı, Ankara’ya sahada önemli bir asimetrik üstünlük kazandırmıştır. Suriye, Libya ve Dağlık Karabağ gibi çatışma bölgelerinde Türk SİHA’larının etkinliği, modern savaş doktrinlerini dahi yeniden yazdıracak nitelikteydi. Bu teknolojik kabiliyet, Türkiye’nin dış politikadaki hareket alanını genişletirken, aynı zamanda geleneksel müttefiklerine olan bağımlılığını azaltarak ‘stratejik otonomi’ kazanmasını sağladı. İsrail gibi teknolojik ve askeri üstünlüğe dayalı bir güvenlik stratejisine sahip bir ülke için, komşu bir gücün benzer bir yeteneğe kendi imkanlarıyla ulaşması, bölgesel askeri denge açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Tel Aviv Perspektifinden Endişe Kaynakları
İsrailli karar alıcıların Türkiye’nin yükselişine dair endişeleri birkaç temel başlık altında toplanabilir. Bu endişeler, sadece askeri değil, aynı zamanda ekonomik ve diplomatik boyutları da içermektedir.
1. Doğu Akdeniz’deki Enerji ve Egemenlik Rekabeti
Doğu Akdeniz’de keşfedilen zengin doğal gaz yatakları, bölge ülkeleri arasında hem bir iş birliği potansiyeli hem de ciddi bir rekabet alanı yarattı. İsrail, Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır gibi ülkelerle enerji projeleri geliştirirken, Türkiye kendi kıta sahanlığı ve KKTC’nin haklarını korumak amacıyla bölgede aktif bir deniz gücü bulunduruyor. Ankara’nın bu kararlı duruşu ve donanma kapasitesi, İsrail’in enerji güvenliği ve ihracat rotaları üzerinde potansiyel bir baskı unsuru olarak görülüyor. Türkiye’nin bölgedeki varlığı, Tel Aviv’in enerji denklemlerini daha karmaşık hale getiriyor.
2. Filistin Meselesi ve Diplomatik Nüfuz
Türkiye’nin geleneksel olarak Filistin davasına verdiği güçlü destek ve Hamas gibi gruplarla olan ilişkileri, İsrail ile arasındaki en temel gerilim konularından biridir. Ankara’nın uluslararası platformlarda Filistin haklarını savunması ve İsrail’in politikalarını eleştirmesi, Tel Aviv tarafından kendi bölgesel nüfuzuna bir meydan okuma olarak algılanıyor. Türkiye’nin İslam dünyasındaki artan etkisi, İsrail’in normalleşme süreçlerini yürüttüğü bazı Arap ülkeleri nezdinde de dengeleyici bir faktör olarak ortaya çıkıyor.
3. Bölgesel Güç Projeksiyonu
Türkiye’nin Suriye’den Libya’ya, Somali’den Katar’a kadar geniş bir coğrafyada askeri varlık göstermesi ve diplomatik ağını güçlendirmesi, İsrail’in geleneksel etki alanlarıyla kesişen yeni bir güç projeksiyonu anlamına geliyor. Geçmişte bölgedeki en sofistike askeri güçlerden biri olarak görülen İsrail, artık Türkiye gibi bir başka önemli askeri aktörün de sahada olduğunu kabul etmek zorunda. Bu durum, Tel Aviv’in uzun vadeli güvenlik planlamalarında yeni değişkenleri hesaba katmasını gerektiriyor.
Yeni Dönem: Rekabet ve Diyalog Arasında
Türkiye’nin artan gücü, iki ülke arasında kaçınılmaz bir çatışma anlamına gelmiyor. Aksine, son yıllarda normalleşme adımlarının atılması, her iki tarafın da stratejik rekabetin yanı sıra diyalog kanallarını açık tutma niyetinde olduğunu gösteriyor. Ancak bu yeni dönem, ilişkilerin eski paradigmalar üzerinden yürümeyeceğinin de bir işareti. Türkiye artık masada daha güçlü, daha iddialı ve kendi çıkarlarını önceleyen bir aktör. İsrail’in bu yeni gerçekliği anlaması ve stratejilerini buna göre ayarlaması, bölgenin gelecekteki istikrarı için kritik bir önem taşıyor. Tel Aviv’i tedirgin eden ‘Türk gücü’, aslında Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’da kurulan yeni oyunun ve değişen kuralların en net yansıması olarak okunabilir.
