Orta Doğu’da Tansiyon Zirvede: Tahran’dan Washington’a Eşi Görülmemiş Yanıt
Orta Doğu’da zaten yüksek olan tansiyon, İran’dan gelen şok edici bir hamleyle yeni ve tehlikeli bir boyuta ulaştı. Tahran yönetimi, Amerika Birleşik Devletleri’nin daha önce İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) ‘yabancı terör örgütü’ olarak tanımlamasına karşılık, ABD Merkez Komutanlığı’nı (CENTCOM) ve ona bağlı tüm güçleri resmen ‘terör örgütü’ olarak ilan etti. Bu karar, iki ülke arasındaki diplomatik ve askeri gerilimi doruk noktasına çıkarırken, bölgedeki tüm dengeleri altüst etme potansiyeli taşıyor. Devletlerin birbirlerinin resmi ordularını terör örgütü olarak yaftalaması, modern diplomasi tarihinde nadir görülen ve sonuçları öngörülemeyen bir adımdır.
Gerilimi Tırmandıran Karşılıklı Adımlar Silsilesi
Bu tarihi kararın ardında, aylar süren ve giderek artan bir gerilim sarmalı yatıyor. Her şey, Washington yönetiminin, İran’ın bölgedeki en etkili askeri ve siyasi güçlerinden biri olan Devrim Muhafızları Ordusu’nu terör listesine almasıyla başladı. ABD, bu kararı DMO’nun bölgedeki vekil güçler aracılığıyla istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerde bulunduğu iddiasına dayandırdı. Bu hamle, bir devletin resmi ordusunun başka bir devlet tarafından terör örgütü olarak nitelendirilmesi açısından bir ilkti ve Tahran tarafından ‘savaş nedeni’ olarak algılandı. İranlı yetkililer, bu adıma en sert şekilde karşılık verileceğini defalarca dile getirmişti. Sonunda beklenen misilleme, İran Parlamentosu’ndan ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nden geçen yasa ile geldi. İran, diplomatik teamüllerin dışına çıkarak doğrudan ABD ordusunun bölgedeki beyni olarak kabul edilen CENTCOM’u hedef aldı.
CENTCOM Neden Hedef Seçildi? Kararın Anlamı Ne?
İran’ın hedef olarak spesifik bir şekilde ABD Merkez Komutanlığı’nı (CENTCOM) seçmesi oldukça stratejik bir hamledir. Florida’da bulunan karargahıyla CENTCOM, Basra Körfezi’nden Orta Asya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada tüm Amerikan askeri operasyonlarından sorumludur. Bu, Irak, Suriye, Afganistan ve Yemen gibi İran’ın doğrudan veya dolaylı olarak müdahil olduğu tüm kriz bölgelerini kapsamaktadır. Dolayısıyla İran, bu kararla sadece sembolik bir mesaj vermekle kalmıyor, aynı zamanda bölgedeki tüm Amerikan askerlerini ve üslerini ‘meşru hedef’ olarak gördüğünü ima ediyor. Yasal olarak bu karar, İran güvenlik güçlerine, CENTCOM personeliyle herhangi bir iş birliği yapan İran vatandaşlarını veya kurumlarını ‘teröre destek’ suçlamasıyla yargılama ve cezalandırma yetkisi veriyor. Askeri açıdan ise, sahada yaşanabilecek herhangi bir sürtüşmede İran güçlerinin ABD askerlerine karşı daha agresif bir tutum takınması için hukuki bir zemin oluşturuyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar: Yeni Bir Çatışma Riski mi?
İran’ın bu misilleme hamlesi, uluslararası toplumda büyük bir endişeyle karşılandı. Karar, özellikle Hürmüz Boğazı gibi dünya petrol ticaretinin can damarı olan bölgelerde seyreden ticari gemiler ve bölgede görev yapan uluslararası personel için riskleri artırıyor. Bir yanlış anlaşılma veya küçük bir kıvılcımın, iki ülke arasında kontrol edilemez bir askeri çatışmaya dönüşme potansiyeli her zamankinden daha yüksek. Uzmanlar, bu ‘hukuki savaşın’ sahada fiili bir savaşa evrilmemesi için her iki tarafa da itidal çağrısı yapıyor. Ancak karşılıklı atılan bu adımlar, diplomasi kanallarını neredeyse tamamen tıkamış durumda. Bölge ülkeleri ise endişe içinde gelişmeleri izliyor. Bu kriz, sadece Tahran ve Washington’u değil, aynı zamanda müttefikleri ve bölgedeki tüm aktörleri pozisyonlarını yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Önümüzdeki dönemde, CENTCOM’a bağlı güçlerin bölgedeki hareketliliği ve İran’ın buna vereceği tepkiler, Orta Doğu’nun kaderini belirleyecek en kritik faktörlerden biri olacak.
