Afganistan Sınırında Şafak Vakti Gelen Yıkım
Afganistan’ın doğusundaki Khost ve Paktika vilayetleri, Pakistan’dan geldiği iddia edilen savaş uçaklarının bombardımanıyla sarsıcı bir güne uyandı. Henüz gün ağarmadan gerçekleştirilen hava saldırıları, iki komşu ülke arasındaki zaten kırılgan olan ilişkileri kopma noktasına getirdi. Afganistan’daki Taliban geçici hükümeti yetkilileri, saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini ve yaralandığını duyurdu. Bu kanlı operasyon, bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirirken, on yıllardır süregelen güvensizlik ve karşılıklı suçlamaların tehlikeli bir askeri tırmanışa dönüştüğünün en net işareti oldu.
Saldırıların hemen ardından Kabil yönetiminden sert tepkiler yükseldi. Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid, Pakistan’ı Afganistan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etmekle suçlayarak, “Bu tür pervasız eylemlerin Pakistan’ın kontrol edemeyeceği çok kötü sonuçları olacaktır,” ifadelerini kullandı. Saldırının, zaten insani krizle boğuşan bölge halkı üzerinde yarattığı travma ve yıkım, uluslararası kamuoyunun dikkatini bir kez daha bu çalkantılı sınıra çevirdi.
Gerilimin Perde Arkası: TTP ve Sınır Ötesi Saldırılar
Pakistan’ın bu geniş çaplı operasyonunun ardında, kendi topraklarında artan terör saldırılarına bir yanıt verme amacı yatıyor. İslamabad yönetimi, uzun süredir Tehreek-e-Taliban Pakistan (TTP) veya bilinen adıyla Pakistan Talibanı’nın Afganistan topraklarını bir üs olarak kullandığını ve buradan Pakistan güvenlik güçlerine yönelik saldırılar düzenlediğini iddia ediyor. Nitekim hava saldırılarından sadece birkaç gün önce, Pakistan’ın Kuzey Veziristan bölgesindeki bir askeri karakola düzenlenen intihar saldırısında yedi Pakistan askeri hayatını kaybetmişti. Bu saldırı, bardağı taşıran son damla olarak görülüyor.
Pakistanlı yetkililer, Afganistan’daki Taliban yönetimini TTP militanlarına karşı yeterli önlem almamakla, hatta onlara göz yummakla suçluyor. Hava saldırılarının hedefinin de doğrudan TTP’nin üst düzey komutanları ve sığınakları olduğu öne sürülüyor. Ancak Taliban yönetimi, bu iddiaları kategorik olarak reddediyor ve Afganistan topraklarının hiçbir ülkeye karşı kullanılmasına izin vermeyeceklerini yineliyor. Bu çelişkili açıklamalar, iki ülke arasındaki güven bunalımının ne denli derin olduğunu gözler önüne seriyor.
Tarafların Çelişkili Anlatıları: Hedef Siviller mi, Militanlar mı?
Operasyon sonrası en büyük tartışma konusu, hayatını kaybedenlerin kimliği üzerine yoğunlaşıyor. Taliban kaynakları ve yerel görgü tanıkları, bombalanan evlerde sivillerin yaşadığını, ölenlerin masum köylüler, kadınlar ve çocuklar olduğunu belirtiyor. Sosyal medyada paylaşılan ve yıkılan evlerin enkazını gösteren görüntüler, bu iddiaları güçlendiriyor. Afganistan Savunma Bakanlığı, saldırıyı “vahşice” olarak nitelendirerek misilleme haklarını saklı tuttuklarını açıkladı.
Diğer yanda ise Pakistan tarafı, operasyonun istihbarata dayalı ve hassas bir şekilde yürütüldüğünü, hedeflerin dikkatle seçildiğini ve sivil kayıplardan kaçınmak için azami özen gösterildiğini savunuyor. İslamabad’a göre, vurulan noktalar TTP’nin aktif olarak kullandığı eğitim kampları ve komuta merkezleriydi. Bu iki farklı anlatı, olayın aydınlatılmasını zorlaştırırken, her iki ülkede de kamuoyunu kendi hükümetlerinin tezleri etrafında kenetleyerek diplomatik bir çözüm ihtimalini zayıflatıyor.
Diplomatik Kriz ve Bölgesel İstikrarsızlık Riski
Pakistan’ın hava saldırıları, askeri bir operasyon olmanın ötesinde, ciddi bir diplomatik krizin de fitilini ateşlemiş durumda. Kabil yönetimi, Pakistan’ın eylemini açık bir saldırganlık olarak tanımlarken, İslamabad ise bunu meşru müdafaa hakkı olarak çerçeveliyor. Bu durum, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin askıya alınması, sınır kapılarının kapatılması ve hatta daha geniş çaplı sınır çatışmaları gibi riskleri beraberinde getiriyor.
Bölgesel güçler ve uluslararası aktörler ise gelişmeleri endişeyle izliyor. Nükleer bir güç olan Pakistan ile istikrarsız bir yapıya sahip Afganistan arasında çıkabilecek topyekûn bir çatışma, tüm Güney Asya’yı ateşe atabilir. Bu saldırı, aynı zamanda Taliban’ın 2021’de Afganistan’da kontrolü ele almasından bu yana komşularıyla yaşadığı en ciddi askeri gerilim olarak kayıtlara geçti. Taliban’ın uluslararası alanda tanınma çabaları sürerken, bu tür bir krizin Kabil yönetimini daha da izole etmesi bekleniyor.
Gelecek Ne Getirecek?
Pakistan ve Afganistan arasındaki tansiyon, kolay kolay düşecek gibi görünmüyor. Pakistan, TTP tehdidi tamamen ortadan kalkana kadar sınır ötesi operasyonlarına devam etme sinyali verirken, Taliban yönetimi de egemenlik ihlallerine karşı sessiz kalmayacağını açıkça dile getiriyor. Bu kısır döngü, en çok sınır hattında yaşayan ve on yıllardır çatışmaların gölgesinde hayata tutunmaya çalışan sivil halkı etkiliyor. Bölgedeki durumun daha da kötüleşmesini önlemek için acil diyalog kanallarının açılması ve üçüncü tarafların arabuluculuğu kritik bir önem taşıyor. Aksi takdirde, bir şafak vakti başlayan bu operasyon, bölgeyi uzun sürecek karanlık bir döneme sokabilir.
