Giriş: E-Ticaretteki ‘Son Fırsat’ Telaşı ve Alışveriş Çılgınlığı
Son haftalarda Türkiye’deki online alışveriş platformlarında dikkat çekici bir hareketlilik yaşanıyor. Özellikle Çin merkezli ve ultra düşük fiyat politikalarıyla küresel bir fenomen haline gelen Temu gibi e-ticaret sitelerine yönelik talepte adeta bir patlama gözlemleniyor. Bu yoğunluğun arkasında ise basit bir indirim kampanyasından çok daha derin bir endişe yatıyor: Hükümetin bu tür platformlardan yapılan ithalata yönelik yeni ve caydırıcı bir vergi düzenlemesi getireceği söylentileri. “Temu gidecek” veya “Yurtdışından alışverişe ek vergi geliyor” endişesi, on binlerce tüketiciyi ‘son fırsatları’ değerlendirmek üzere adeta bir alışveriş seferberliğine itmiş durumda. Peki, bu panik havasının ardındaki ekonomik ve sosyal dinamikler neler? Tüketiciler, yerli üreticiler ve hükümet üçgeninde yaşanan bu gerilimin perde arkasında neler var?
Hükümetin Gündemindeki Yeni Vergi Düzenlemesi Ne Anlama Geliyor?
Ekonomi yönetiminin bir süredir üzerinde çalıştığı bilinen yeni düzenleme, yurtdışından yapılan ve değeri ne olursa olsun her bir pakete ek bir mali yükümlülük getirmeyi hedefliyor. Mevcut sistemde belirli bir limitin altındaki ürünler için gümrük vergisi ve diğer masraflar uygulanıyor olsa da, yeni planın çok daha kapsayıcı olması bekleniyor. Konuşulan senaryolara göre, paketin içindeki ürünün fiyatından bağımsız olarak, her bir kargo için sabit bir gümrük sunum ücreti veya vergi alınması gündemde. Örneğin, 1 dolarlık bir ürün için bile 5-10 dolarlık sabit bir vergi ödenmesi gerekebilir. Bu durum, özellikle Temu, Shein ve AliExpress gibi platformların iş modelinin temelini oluşturan küçük ve ucuz ürünlerin ithalatını fiilen bitirme potansiyeli taşıyor. Hükümetin bu adımı atmasının arkasında ise birden fazla gerekçe bulunuyor. Bunların başında yerli üreticiyi haksız rekabete karşı koruma, vergi gelirlerini artırma ve cari açığın büyümesini engelleme hedefleri geliyor.
Yerli Üretici ve Esnafın Gözünden Haksız Rekabet
Türkiye’deki binlerce küçük ve orta ölçekli işletme, uzun süredir bu global e-ticaret devleriyle rekabet etmekte zorlanıyor. Yerli bir üretici, Türkiye’de istihdam sağlarken, sigorta primi, kira, vergi gibi birçok maliyetle boğuşuyor. Ürettiği bir ürünün maliyeti, tüm bu giderler eklendiğinde belirli bir seviyenin altına inemiyor. Ancak Çin merkezli platformlar, devasa üretim kapasiteleri, düşük işçilik maliyetleri ve agresif sübvansiyon politikaları sayesinde aynı ürünü veya benzerini çok daha ucuza sunabiliyor. Bu durum, yerli sanayiciler ve e-ticaret yapan Türk firmaları için adeta bir ‘haksız rekabet’ ortamı yaratıyor. Sanayi ve Ticaret Odaları gibi kuruluşlar, bu durumun hem üretimi baltaladığını hem de uzun vadede ülke ekonomisine zarar verdiğini sık sık dile getiriyor. Dolayısıyla, gündemdeki vergi düzenlemesi yerli üretici tarafından desteklenen ve dört gözle beklenen bir adım olarak görülüyor.
Tüketici Neden Bu Platformları Tercih Ediyor?
Madalyonun diğer yüzünde ise yüksek enflasyon ve alım gücündeki düşüşle mücadele eden milyonlarca tüketici var. Özellikle giyim, elektronik aksesuar, hobi malzemeleri ve ev eşyaları gibi kategorilerde yurtiçi fiyatlarla yurtdışı platformlar arasında devasa farklar olabiliyor. Türkiye’de 300 TL’ye satılan bir telefon kılıfının benzerini Temu’dan 30 TL’ye alabilmek, bütçesini düşünen tüketiciler için cazip bir seçenek sunuyor. Bu nedenle, olası vergi artışı haberi, bu fiyat avantajını kaybetme korkusuyla birleşerek bir ‘stok yapma’ eğilimine yol açtı. Tüketiciler, düzenleme yürürlüğe girmeden önce ihtiyaç duyabilecekleri ürünleri toplu halde sipariş ederek gelecekteki olası yüksek maliyetlerden kaçınmaya çalışıyor. Bu durum, kısa vadede kargo şirketlerinin ve gümrüklerin üzerinde büyük bir yük oluştururken, tüketici davranışlarının ekonomik belirsizliklere ne kadar hassas olduğunu da bir kez daha gözler önüne seriyor.
Olası Senaryolar ve Gelecek Beklentileri
Yeni vergi düzenlemesinin ne zaman ve ne şekilde hayata geçeceği henüz netlik kazanmış değil. Ancak kesin olan bir şey var ki, mevcut durum sürdürülebilir görünmüyor. Düzenleme hayata geçtiğinde, bireysel ithalatın bugünkü hacmini koruması beklenmiyor. Özellikle çok düşük fiyatlı ürünlerin alımı cazibesini tamamen yitirecek. Bu durumun birkaç olası sonucu olabilir: Birincisi, tüketiciler iç pazara yönelecek ve yerli ürünlere olan talep artacaktır. İkincisi, bu platformların Türkiye pazarındaki etkinliği ciddi şekilde azalacak veya tamamen sona erecektir. Üçüncüsü ise, vergi düzenlemesinin ardından ortaya çıkacak yeni fiyat seviyelerinin enflasyon üzerinde ek bir baskı yaratıp yaratmayacağı da yakından takip edilecektir. Sonuç olarak, Türkiye ekonomisi, global e-ticaretin getirdiği fırsatlar ve zorluklar arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Tüketicilerin ‘son fırsat’ olarak gördüğü bu alışveriş çılgınlığı, aslında çok daha büyük bir ekonomik dönüşümün habercisi olabilir.
